Reklamı Geç
gaziantep escort mersin escort sex hikayeleri adana escort
e-sgk e-anindakredi hizlipro bilginizolsun istanbul tül perde sinema film sinema film Antalya escort
porno hikaye adult hikaye

SANDIKLI TARİHİ

Anadolu'nun en eski yerleşim merkezlerinden birisi olan Sandıklı'nın ilk kuruluşunun hangi çağlarda olduğu tespit edilememiştir.
Bu haber eklenmiştir.

 

SANDIKLI TARİHİ

Anadolu'nun en eski yerleşim merkezlerinden birisi olan Sandıklı'nın ilk kuruluşunun hangi çağlarda olduğu tespit edilememiştir.

Sandıklı'nın bilinen en eski tarihi bakır, tunç ve demir devri dönemlerine kadar gitmektedir. Bakır çağında M.Ö.2700-2000 yıllarında Sandıklı'ya 13 km. mesafede bulunan Kusura Kasabasında başşehri Kusura olan Etiler (Hitit) İmparatorluğunun mayası olan Kussar (Kursora) Krallığı hüküm sürmüştür.İngiltere Oxford Üniversitesi adına arkeolog Dr. Winifred Lamb tarafından 1935, 1936 ve 1937 yıllarında Kusura'da yapılan kazılarda, halen Afyon Arkeoloji Müzesinde sergilenen üç ayrı döneme Kalkolitik, Bakır Çağı ve Eti Çağlarına ait buluntular elde edilmiştir.

Hititlerden sonra bu bölgede Frigyalılar devletinin kurulduğunu görüyoruz. Prof.Dr. W.M. Ramsey'in 1890 yılında yazmış olduğu " Küçük Asya'nın Tarihsel Coğrafyası " isimli kitap da ; Sandıklı'nın "Pentapolis" adı altında Frigya arazisi içerisinde bulunduğu ve Pentapolis bölgesinde Otrus (Çorhisar), Bruzus (Karasandıklı), Eucarpeia (Emirhisar), Hierapoeis (Koçhisar) ve Stectorion (Menteş) adında 5 büyük şehrin olduğu ve bu şehirlerde merkezlerinde sikkeler basıldığını bilmekteyiz.

Sandıklı'nın Frigyalı'lar döneminde M.Ö. 1300-1400 yıllarında adı " Apemie Kivatos" dur. Apemie Kivatos Aziz Minanın Sandukası demektir.

Frigyalıların Kimmarler tarafından yıkılmasıyla bu bölgede Lidyalıların egemenliğini görüyoruz. Bu dönemde Sandıklı hakkında fazla bir bilgi bulamıyoruz. Perslerin Anadolu'ya egemen olduğu yıllarda Sandıklı, kervanlarla ulaşım yapanların konaklama yeri olarak önem kazanmıştır.

Sandıklı MÖ.72 yılından MS.395 yılına kadar 470 yıl Romalıların egemenliğinde kalmıştır. Sandıklı MS.395 yılından 1072 yılına kadar Bizans yönetiminde kalmıştır.

1071 yılında Malazgirt Savaşını kazanan Sultan Alparslan'ın orduları Anadolu'da pek çok şehir, kasaba ve kaleyi ele geçirir. Emir Sanduk adında bir Bey Afyon ve civarını 1076 yılında fetheder ve 1115 yılında da Selçuklu Sultanı 1. Kılıç Aslan Afyon ve kalesini, Germiyanoğulları da Sandıklı havalesini kendi topraklarına dahil eder.

Rivayete göre, Germiyanoğullarından Sahibataoğulları, Sandıklı'nın Bizanslıların elinde bulunduğu bir zamanda tahmini 1115 yılında Bizans beylerinden birisinin düğününe katılır. Düğüne gidilir iken, hediye götürüldüğü süsü verilerek 40 deveye yüklenen 80 sandık içerisine 80 yiğit konulur. Herkes zevk-i alemde iken bu yiğitler sandıklarından çıkar ve ufak bir çarpışmadan sonra Sandıklı'yı fethederler. Bu nedenle de bu yere Sandıklı adı verilir.

2.nci Kılıç Aslan, 1018 yılında Çarı Bey ile başlayan ve Büyük Selçuklu Devletinin kuruluşundan Malazgirt savaşına kadar süren savaşlar sonunda ve 1176 yılında, Bizanslıları, Miryakefelon adı verilen ve Homa İlçesinden Kızılören Kasabasına doğru gelen Düzbel geçidinden sonra Sandıklı Ovasına kadar uzanan Durucasu Deresini de içine alan bölgede bozguna uğratarak Anadolu'da Türk hakimiyetini kesin olarak kurmuştur. Türk'ün Anadolu tarihinde İkinci Malazgirt Zaferi olarak bilinen bu savaştan sonra Sandıklı ve güney yöresine Uç Beyi olarak Emir Sungur, kuzey yöresine de (Sincanlı, Altıntaş, Kütahya) Uç Beyi olarak Emir Cafer görevlendirilmiştir.

Germiyanoğulları döneminde Kadim Höyük üzerine inşa edilen ve halen bir bölümü ayakta duran "Hisar Kalesi" nin mevcut kitabesinden anlaşıldığına göre; Kale, 1325 miladi yılında Germiyan sultanı olan Çelebi Hüsameddin Yakup bin Umur Bey tarafından, Mimar Çoban'a yaptırılmış olup, o dönem Sandıklı'sının "Bolluk ve bereket içerisinde bir kaza ..." olduğundan bahsedilmektedir. Aynı dönemde, Alamescit Köyü ile Yavaşlar Kasabasında birer cami ile Sandıklı'da Küçük Hamam adı ile bilinen hamam ve Yeni (Keçi) Camii avlusundaki han yapılmıştır.

Günümüzden 110 sene kadar önce Sandıklı'yı ziyaret eden Şemsettin Sami Kamus-u Alem adlı kitabında Sandıklı'yı " Bu kazanın 6515 nüfusu, 3 camisi, 4 medresesi, 3 tekkesi, 1 rüştiyesi, 1 iptida-i mektebi, birkaç mahalle mektebi, 1240 okuyucusu, 5 hanı, Şehli ( şimdiki Çivril ilçesi ), Geyikler ( şimdiki Dinar ilçesi ) ve Dazkır ( şimdiki Dazkırı ilçesi ) adlı üç nahiyesi, 215 köyü, cem'an 74 990 nüfusu vardır " şeklinde anlatmaktadır.

1860 yılında Padişah Abdülmecit devrinde yeniden yapılan Osmanlı İdari Taksimatında, Hüdavendiğar (Bursa) Vilayetine bağlı bir kaza durumuna getirilen ve Şehli (şimdiki Çivril ilçesi), Geyikler (şimdiki Dinar ilçesi) ve Dazkır (şimdiki Dazkırı ilçesi) isimli üç nahiyesi ile 215 adet köyü olan Sandıklı, 1869 yılında belediye teşkilatı ile teşkilatlandırılmıştır.

Edip Ali Baki Bey'in yazdığı " XVIII. Asırda Meçhul Halk Tarihi " adlı kitapta, " Sandıklı kaza meclisinin, vali ve mutasarrıfların ağır vergisi ile ilgili şikayetinden bahisle, o yılda ( ki miladi 1745 senesi ) şikayetin kabulü ile, verginin her taksitinden 25 kuruş tenzil edildiğini öğreniyoruz. Bu belgeden Sandıklı'nın 250 yıldan beri kaza merkezi olduğu meydana çıkmaktadır.

Sandıklı'nın Kurtuluş Savaşında önemli bir merkez olduğu, Osmanlı Ordusunun Beşinci Hassa Alayının kışlası olan ve " Yanık Kışla " (Halen Hükümet Konağı, Askerlik Şubesi, Jandarma Karakolu, Orman İdaresi ile Sümerbank'ın bulunduğu alan) olarak anılan askeri kışlanın, Yunan Ordusu tarafından Kurtuluş Savaşında yakılmış olması ile ortaya konulmaktadır.

Sandıklı'da ilk Yunan işgali ve geri alınması 08 Ağustos 1921 - 09 Ağustos 1921, ikinci Yunan işgali ve geri alınması 11 Ağustos 1921 - 12-13 Ağustos 1921, son işgal ve kurtuluş ise 07 Eylül 1921 - 12 Eylül 1921 tarihleridir.

Büyük Taarruzun ünlü komutanlarından Miralay Reşat Bey, vefatını takiben Sandıklı Şehir Mezarlığına defnedilerek adına anıt mezar yaptırılmıştır. Miralay Reşat beyin naaşı, tüm İstiklal Harbi şehitleri ve gazileri ile birlikte Ankara'da yaptırılan Devlet Mezarlığına kaldırılmış, ancak Sandıklı'daki anıt mezarı yerini korumuştur.

Atatürk 13 Mart 1930 tarihinde Antalya'dan Ankara'ya döner iken Sandıklı'ya uğramış ve Sandıklı'da bir müddet kalmıştır.

Sandıklı, Türkiye tarihinde adına ilk defa altın basılan bir kazadır (İstanbul dışında adına altın basılmış bir yer de yoktur). Bu altınların Sultan II. Mahmut döneminde (1808 yılında) basıldığı, "Osmanlı Altınları" adlı kitapta belirtilmektedir. Bu altınlar da üç ayrı tiptir: Bunlar;

      1- Çifte Sandıklı Altını (870 ayar 3,40 gram)
      2- Çeyrek Sandıklı Altını (870 ayar 1,70 gram)
      3- 1/2 Sandıklı Altını (870 ayar 0,85 gram)
Bu altınlar halen günümüz Altın Borsasında işlem görmektedir.

Kurtuluş Savaşını takiben 1925 yılında kurulan Türk Hava Kurumunun o yılda " Kendi Uçağını Kendin Al Kampanyası " na en önde katılan Sandıklı, ilki 1926 yılında, diğeri de 1927 yılında olmak üzere " Sandıklı Uçağı " adı verilen uçaklarını Türk Hava Kurumuna hediye etmiştir. Türk Hava Kurumu da buna mukabil olarak bu uçakların maketini Sandıklı'ya teşekkür mahiyetinde göndermiştir.

1934 yılında kadınlarımıza münhasır seçme ve seçilme hakkı veren Yasanın yürürlüğe girmesini müteakip 1935 yılında yapılan ilk belediye başkan ve meclis üyeleri seçiminde, Sandıklı'da Cemile Yaman adlı bayan belediye meclis azası olarak belediye meclisine girmiştir

Sandıklı'da, 1934 ile 1935 yıllarında Afyon Karakuyu Tren Hattının yapımına başlanılmış ve Sandıklı Garından ilk tren 22 Ocak 1936 tarihinde geçmiştir. Sandıklı'dan geçen Afyon Karakuyu Tren Hattının 25 Mart 1936 tarihinde yapılan açılış törenlerine dönemin Başvekili (Başbakanı) İsmet İnönü ile Nafıa (Bayındırlık) Bakanı Afyonkarahisarlı Ali Çetinkaya katılmışlardır.

Sandıklı'nın ortasından geçen ve halen üzeri kapalı olan çayın kenarında yaklaşık 110 sene kadar önce 7 adet tabakhane bulunduğu ve bu tabakhanelerde Uşak, Afyonkarahisar, Isparta, Burdur ve Sandıklı civarından toplanan derilerin işlenip ihtiyaç fazlalarının yurt dışına ihraç edildiği bilinmektedir.

Sandıklı'da Osmanlı Bankası 1880 yılında, Ziraat Bankası da 1890 yılında açılmış ve 1885 yılında Ticaret Odası kurulmuştur.

Halen ilçe olan Dinar (Geyikler), Dazkırı, Sinan Paşa (Sincanlı), Kızılören ve Hocalar önceki yıllarda Sandıklı'ya bağlı birer nahiye iken sonraki yıllarda birer ilçe olmuşlardır.

 

 

SANDIKLI'NIN TARİHİ YERLERİ

KÜÇÜK HAMAM : Yeri, çay kenarı olarak bilinen yerde ve Belediye Binasının arkasında Hamam Önü Camii yanındadır. Hamam üzerinde bulunan ve bir kısmı kırılmış olan kitabede hamamın Germiyanoğulları Çağı 1. Döneminde yapıldığı belirtilmektedir. Bu hamam Germiyanoğullarında 18 yıl beylik yapan Umur beyin yaptırdığı hamam değildir. Umur beyin yaptırdığı hamam yeri ise, altı hamam üstü işhanı olacak şekilde Yeni Belediye İşhanının yani eski Barbaros İlkokul Binasının bulunduğu yerdir.

SORKUN HAMAMI: Sorkun Kasabası'ndaki bu hamamın yapılış tarihi bilinmemekle birlikte Osmanlı dönemine ait olduğu düşünülmektedir. Boyutları 6x6,5 metre olan hamamın soyunmalığından bir iz yoktur. hamamın köşelerinde, kapılarında ve dış duvarlarda kesme taş, aralarda ise moloz taş ve tuğla kullanılmıştır. Ilıklık ve sıcaklık böümünde yer alan duvarlarda Horasan Sıva üzerine süslemeler ve bezemeler yapılmış ve boyanmıştır. Sıcaklığın büyük bir bölümü tahrip olmuştur.

SANDIKLI KALESİ (HİSAR) : Kitabesi, Çavuş Camii önündeki Çavuş Çeşme üzerindeki kitabedir. Bu kitabede kalenin, Germiyan Büyük Sultanı Çelebi Yüce Emir’in talimatlarıi ile Hicri 725 yılında (miladi 1324) yılında Mimar Çoban’a yaptırıldığı belirtilmektedir. Kale halen, binlerce çam ağacı, yeşil alanı ve yollarıyla, ailelerin rahatlıkla oturabileceği bir mekan halindedir.

MEYDAN ANITI : Yeri, Sandıklı Askerlik Şubesinin önüdür. 1930 yılında yıkılmıştır. Birbiri ile güreş tutan ancak akşama kadar birbirini yenemeyen iki yiğidin güreş sonunda ölümleri üzerine anılarına dikilen anıttır.

YAKA MEZARLIĞI : Yeri, Muradin Camiinin üst tarafından Sandıklı Semt Pazarına doğru gidilen yolun üzerindeki yamaçlardır. Bu mezarlıklar, yerlerine binaların yapılması sebebiyle yok olmuştur.

HACI KÖYÜ : Yeri, eski Sandıklı Afyon Yolu üzerinde halen Sandıklı Zirai Donatım Kurumunun bulunduğu yerdir. Daha önce Sandıklı’nın ilk mezar yeri olduğu için Garipler Mezarlığı olarak bilinen bu yere, bilahare hacıların uğurlandığı yer olduğundan Hacı Köyü adı verilmiştir. Şimdi ise yerleşim alanı olmuştur.

ULU CAMİİ : İlk önce sıradan bir mescit olarak 1278 yılında yapılan bilahare minare ve minber konularak cami haline getirilen Ulu Camiinin onarımı sırasında iç kapının yan tarafına konulan kitabede ; Camiinin ünlü beylerden (sultanlardan) Bahaeddin Ömer Bin Alaeddin ( Alaaddin Keykubat’ın oğlu Ömer Sultan) tarafından Naib’in kölesi mimar Aydemir’e yaptırılarak Hicri 780 senei Zilhicce ayının 6. ncı Cumartesi günü ( Miladi 1379 senesi Mart ayının 26. günü ) ibadete açıldığı yazılmaktadır. Germiyanlılara hizmet eden Alaeddin’in oğlu Bahaeddin Ömer Sandıklı’da su başı iken bu camii yapılmış, ara ara onarılmış ve eklemeler yapılmıştır.

Mevcut camiiye halkın yardımı ile bilahare eklenen minarenin giriş kapısı üzerindeki kitabede de; minarenin yapımına Hicri 933 (Miladi 1526 ) yılında Abdullah ve Hasan Oğlu Ali eliyle başlanıldığı yazılmaktadır. Aynı dönemlerde Ece Mahallesindeki Hamamönü Camii yanındaki Küçük Hamam ile Hüdai Kaplıcalarındaki Kükürtlü Havuzu da inşa edilmiştir.

HAMAM ÖNÜ CAMİİ : Kitabesi bulunamayan camii, mütevellisi Hacı Ariflerden Hacı Ahmet Efendi tarafından bildirildiğine göre 140 yıl önce yapılmış ve 85 yıl önce de tamir edilmiştir. Kerpiç ve bağdadi duvarlı Camiinin yegane özelliği ahşap tavanlı ve düz toprak damlı oluşudur. Hacı Arif Efendiler vakfından olan camii adını, önünde bulunan ve aynı vakfa ait olan hamamdan almaktadır. Merkez Hamamönü Camiinin yapılışı arşiv kayıtlarında Miladi 1340 olarak geçmektedir.

KEÇİ (YENİ) CAMİİ : Vakıf kayıtlarında "Şeyh Muslihittin Camii" adıyla kayıtlı olan bu camii Mehmet Bin Cafer ismindeki bir zat tarafından 1574 yılında yaptırılmıştır. İlk yapılldığında toprak damlı olduğu tahmin edilen camii 1766 yılında meydana gelen büyük depremle yıkılmış ve yeri 1841 yılına kadar pazar yeri olarak kullanılmıştır. 1841 yılında ahşap olarak yeniden yapılan camii, 1926 yılında halk tarafından yeniden yapılarak Yeni Camii adını almıştır. Camiinin adının keçeci (keçe) kelimesinden geldiği söylenmekte fakat Ulu (Büyük), Kiçi (Küçük) manasına geldiğinden camiimizin adı Keçi camii olarak anılmaktadır.

MURÂDİN CAMİİ : Mescid olarak yapılan bu yapının Murat bin Murat'ın yaptırdığı anlaşılmaktadır. Yapılış tarihi tespit edilememiştir. 1876 yılında Hacı Veli İbn-i Osman tarafından tamir ettirilen camii, Hamam Önü Camisi gibi dikdörtgen planda ve ahşap tavanlıdır. Hamam Önü Camiine göre daha basit ve sanat değeri olmayan bir yapıdır.

CEZAYİR CAMİİ : Cezayir’den 1850 yılından sonra göç edip Sandıklı’ya yerleşenler tarafından yapılmıştır. Camiinin yapımı için gereken para Cezayir’den Hasan Bin Ali tarafından gönderildiği için camiye Cezayir adı verilmiştir. Camii ibadete açıktır.

MESCİT CAMİİ (Malak Camii) : Halen ibadete açık olan Camiinin ön kısmında bir Kurban Bayramı namazı öncesinde hasımları tarafından 1900 yılında öldürülen adamın etinin manda-malak eti olarak halka dağıtıldığı ve bunun sonradan insan eti olduğunun anlaşıldığı rivayet edilmektedir. Bu nedenle Camiinin ön kısmı katil yeri olarak kabul edilmiş ve bu yer namaz kılınamaz yer olarak değerlendirildiğinden mevcut camii biraz geriden yapılmıştır.

HAVÂÎ MESCİDİ: Bu camiimiz kaitabesinde anlaşıldığına göre H.1291/M.1874 yılından önce yaptırılmıştır. Bu yılda toprak dam çatıya çevrilmiştir. Camii yanındaki medrese, H.1175/M.1761 yılından önce Hacı Ahmet Efendi tarafından inşa edildiğine göre, camii bu tarihten önce yapılmış olmalıdır. Mescit, H.1291-1308/M.1874-1890 yıllarında yıkılarak Havai Medresesi müderrislerinden Mehmet Emin Efendi tarafından yeniden yaptırılmıştır. Ayrıca burada bulunan medrese 41 odalı bir medreseydi.

DEDELER CAMİİ : Yeri, daha önce Kasap Hali olan ve yıkılıp yerine yeni bir Belediye İşhanı yapılmakta olan yerin karşısıdır. Bu yere giden yol bu nedenle “ Dedeler Camii Aralığı “ olarak anılmaktadır. Camii 1950 yılında önce yıkılmış olup yeri arsa halindedir.

KUBBELİ(ZEYNEP) CAMİİ: Ece Mahallesi'nde olan caminin kim tarafından ve ne zaman yaptırıldığı belli değildir. Mabedin mescit olarak Fatih ya da önceki dönemlerde yapıldığı anlaşılmaktadır. Zira Fatih zamanında, Hızır Fakih adında bir imamı bulunmaktadır. Daha sonra bunun evladından Hızır Fakih imam olmuş, 1575 yılında bunun da evladından Ömer Fakih imamlık yapmıştır. Mescidin, 1575 tarihli vakıf defterinde 1580 akçelik geliri olan bir vakfı kayıtlıdır. Bu vakıf, Sandıklı'da bulunan camii ve mescid vakıflarının en fazla gelire sahip olanıdır. Vakı gelirleri arsında dokuz dükkan, iki debbağhane, bir değirmen hisse ve arazi bulunmaktadır. Toprak damlı arazi zamanla harap olmuş ve 1957 yılında yıkılarak, kubbeli olarak yeniden yapılmıştır.

MÜSTECEP CAMİİ: Sığır Eyleği olarak ta bilinen camii 1966 yılında kesme taşlardan yeniden yapılarak harap vaziyetinden kurtarılmıştır.

ŞALOĞLU CAMİİ: Şükrü Bey Camii de denir. üzeri toprak dam iken 1951 senesinde kesme taşlarla yapılmış, üzeri kiremitle örtülmüştür. Küp kısmı taştan, üstüde tuğladan bir minaresi ce çeşmesi de bulunan caminin Şaloğlu sülalesinden Şükrü Bey tarafından yaptırıldığı rivayet edilmektedir.

TOPBAŞ (TOPEŞE) CAMİİ: Eskiden toprak bir dam ile örtülü iken 1955 senesinde beton olarak yeniden örülmüştür. Minaresi tipiktir.

YEŞİLDİREK CAMİİ: H.1213/M.1798-1799 senesinde ahşap, minaresiz olarak yapılmıştır. 1950 senesinde halk tarafından tamir ettirilmiştir.

ÇAVUŞ CAMİİ: H.1301/M.1883-1884 senesinde ahşap olarak yaptırılmış olup bitişiğinde tarihi bir Sandıklı Kalesinin tarihçesinin yer aldığı sütunlardan oluşan tarihi bir çeşme yer almaktadır.

Yunus Emre Camii:H.1310/M.1892-1893 senesinde yaptırılmış olup ahşap ve minaresizdir.

EMİRHİSAR KÖYÜ CAMİİ: Emir hisar köyünde olan caminin kitabesinden 737/1327 yılında Süleyban bin Karkın tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır.

ALACA MESCİT: Sandıklı'ya bağlı Ramazan Köyü'ndedir. 1575 tarihli defterinde Alaca Mescit için "Kadimü'l-eyyamdan Camidir" tabiri kullanılmıştır. Bu mescit, Selçuklu dönemi eserlerinden olmalıdır.

Tevhid-i Tedrisat ve tekkelerin kapatılması hakkındaki kanunların yürürlüğe girmesiyle beraber Sandıklı'nın tekke ve medreseleri arsa haline dönüştürülmüştür. Ulu, Havai ve Keçi Camiileri kadro dahilinde bırakılırken diğerleri II. Dünya Savaşı esnasında askeri eşyanın muhfazası için depo olarak ittihaz ettirilmiştir.

KALE KİTABESİ (1324): Sandıklı’nın Çavuş Çeşmesi üzerinde iki parçadan ibaret önemli bir kitabedir. Kitabe taşı uzun ve tek parça ise de sonradan kırılmıştır. Bu iki parçanın bir kısmı çeşmenin sağ tarafına diğer kısmı sol tarafına dikine konulmuştur. Önce kaleye ait iken sonradan buraya konmuş olan kitabenin yazısı sülüs olup iki satırdır. Kitabe iki taş birleştirildiğinde anlam bütünlüğüne kavuşmakta, bir kelime ise okunamaz durumdadır.

Kitabeden anlaşıldığına göre kaleyi Çeleb-i Azam lakabıyla anılan Germiyan Sultan zamanında tanınmış beylerden Hüsamettin Yakup Bin Umur bey 1324 yılında yaptırmıştır. Bu tarihte Germiyan Sultanı Yakub Bin Alişir idi.

Yakup Bin Alişir eldeki bilgilere göre 3. Alaattin Keykubat’ın beylerindendir. Germiyanğulları 2. Gıyaseddin Mesut zamanında Selçuklu’lulara karşı koyarak mücadele etmişler bazen de galip gelmişlerdir. Germiyanlılarda ilk müstakil emir Yakup Bin Alişir’dir. Alaşehir’i muhasara ettiği esnada Katalanlar’a mağlup olmuş ve Katalanlar tarihinde Germiyan Aliziras adı verilmiştir.

Bütün bunlardan hareketle kitabenin konuluş tarihi 1324 tarihinde kitabede ismi yazılmayarak Sultanü’l-Germiyaniye Çeleb-i Azam lakabıyla anılan kişi Yakup Bin Alişir’dir.

Kitabede adı geçen büyük Sultan Hüsamettin Yakup Bey, 1411 tarihli Kütahya’daki vakfiyesinden anlaşıldığına göre Umur Bey’un oğludur. Bu Vakfiyede Umur Bey’in Sandıklı’da mülkleri olduğunu da anlatılır.

TÜRBELER: Sandıklı'da 100'e yakın evliya ve yatır mevcuttur. Yalıncak Sultan (türbesi eski İtfaiye Müdürlüğü olan Sanjet yanındadır, Buradaki caddenin adı Yalıncak Caddesidir), Nasrettin Sultan (Sandıklı Muradin Külliyesinde kabri vardır), Hacim Sultan (Susuz köyünde ve Ali Çetinkaya İlköğretim Okulu yanında tekkesinin olduğu söylenir) Yunus Emre'nin müridlerindendir. Yunus Emre ve Tapduk Emre Türbeleri ise Yunus Emre mahallesinde yer alır. Diğer türbelerden bazıları şunlardır: Çömlek Baba, Hürmayi(Fermayı) Baba, İğdeli Dede, Karaca Ahmet Baba (Çolhisar Dede), Kırklar, Kudum Baba... Sandıklı evliyaları hakkındaki bilgiyi Tarihi Değerlerimiz sayfasından okuyabilirsiniz.

 

 

TARİHİ DEĞERLERİMİZ

SANDIKLI EVLİYALARI, YATIRLARI, TEKKE, MEDRESE VE OKULLARI:

YUNUS EMRE ve TAPDUK EMRE: Döneminin ünlü Türk Mutasavvıfı ve halk ozanı olan Yunus Emre'nin, bilahare Sandıklı’nın bir mahallesi haline getirilen Yunus Emre Mahallesinde (Çay Köy), iki ayrı yönden gelen daha sonra birleşerek vadi boyunca akıp Menderes nehrine ulaşan Sel Çayı ve Çanlı Dere olarak anılan iki çayın birleştiği yerde hocası Taptuk Emre ile birlikte yaşamış olduğu bilinmektedir. Halen bu çayın bir tarafında Yunus Emre’nin diğer tarafında da Taptuk Emre’nin kabirleri bulunmaktadır.

Yunus Emre ile aynı yıllarda Horasan’dan Anadolu’ya gelen Yalıncak Sultan ile Nurettin Sultan da Sandıklı’ya yerleşmişlerdir. Bu gün halen ziyaret edilmekte olan türbeleri ilk halleriyle ayakta durmaktadır.

Bu dönemde, Sandıklı’da Hacım Sultan ve Taptuk Emre dergahları ile eğitim ve öğretim kurumları olarak da, Havai Medresesi, Hadim Medresesi, Sülükzade Medresesi, Carancı Medresesi ve Geçi Camii Şerifi Medresesi meşhurdur.

CARANCININ MEDRESESİ : Muradin külliyesine yakın yerde ve çay kenarında iken yıkılmış ve yerine bina yapılmıştır. Yakın zamana kadar korunabilen çeşmesi de inşaatlar nedeniyle tamamen kaybolmuştur.

ÇAY MEKTEBİ : Şimdiki Sandıklı Ticaret Odasının bulunduğu yerdeki mekteptir. Bilahare bu mektep yıkılıp yerine dispanser yapılmış, dispanser yandıktan sonra da yerine şimdiki Sandıklı Ticaret Odası inşa edilmiştir.

HOCAZADE (HAVAİ) MEDRESESİ : Havai Camii sınırları içerisindeki iki katlı ahşap evin bulunduğu yer, medresenin bulunduğu yerdir. Medrese önünde bulunan çeşme halen ayaktadır. Havai Camii önündeki mezarlık ise Sandıklı’nın ilk mezar kalıntılarıdır.

SÜLEK HOCA (SÜLÜKZADE) MEDRESESİ : Yeri, Kaymakamlık Lojmanı olarak kullanılan evin bulunduğu yerdir. Medresenin çevresi çok büyük bir mezarlıktır. Bu mezarlığın bir kısmına Kaymakamlık Lojmanı yapılmıştır.

AHMEDİ FASİHİN MEDRESESİ : Yeri, Otel Tuğrul binasının bulunduğu yerdir.

EMİN EFENDİNİN MEDRESESİ : Yeri, şimdiki Belediye İtfaiye Teşkilatının bulunduğu yerdir. Daha önce bu yer, yine Belediye tarafından medrese yıkılarak Elektrik Santralı (Dinamo) olarak kullanılmıştır. Bu medresenin hocası keramet sahibi de olan zamanın en büyük bilginlerinden Emin Efendidir.

İLHAMİ KIZ MEKTEBİ : Cezayir Camiinin alt tarafında adı ile anılan dar bir sokak üzerindedir. İki katlı ve bahçeli olan ve 1940 yılında şahıs eline geçtiği için halen ev olarak kullanılan bu mektepte sadece kız öğrenciler eğitim ve öğretim görmüştür.

HACIM SULTAN TEKKESİ : Yeri, Ali Çetinkaya İlk Öğretim Okulunun bulunduğu yerdir. Tekke 1932 yılında yıkılarak yerine bu okul yapılmıştır.

KUBBELİ CAMİ KABULİ BABA : Yeri, Kubbeli Camiinin arka sağ penceresinin olduğu yerdir. Burada yatan kişi, Sandıklı’nın fethi sırasında şehit olan Kara Halil’in ordusundan ilk islam şehidi Kabuli Baba’dır.

BEYAZID-I BESTAMİ YATIRI : Yeri, Kubbeli Camiinin yakınında bulunan fırının bitişiğindedir. Burada yatan kişinin Beyazıd-ı Bestami olduğu söylenir.

KIRKLAR TEKKESİ : Yeri, Hıdırlık Tepesi denilen yerdedir. Dilek dileme, adak yeri olarak ziyaret edilir. Yatan kişi ile ilgili kesin bir bilgi temin edilememiştir.

YALINCAK YATIRI : Yeri, Belediye İtfaiye Teşkilatının bulunduğu yerdedir. Burada Horasan’dan Anadolu’ya gelen büyük bir velinin yattığı söylenir. Türbe, ilk yapılış şeklini korumuştur. Önündeki cadde bu isim ile yani Yalıncak Caddesi olarak anılır.

OMAREŞE YATIRI : Yeri, Yalıncak Yatırından Topeşe Camiine doğru gidildiğinde yolun sol tarafındadır. Çevresinde, burada yatan zatın aile fertleri yatmaktadır. Yatanın bir veli olduğu söylenmektedir.

MERYEM ANA YATIRI : Yeri, Hoca Fakih Camiine yakın bir evin bahçesindedir. Bilinen ilk kadın yatırdır. Çok mütevazi bir kadın olduğu söylenmektedir.

HALVALI DEDE : Yeri, Hisar Kalesinin arkasında Kızık Kasabasına giden yol üzerindedir. Yatanın kim olduğu bilinmemektedir.

FERMAYİ (ZIRINCIK) DEDE : Yeri, Hisar Kalesinden Topeşe Camiine doğru inen yolun sağ tarafındadır. ayrıca bu yatırın yanında Sarı Baba yatırı yer almaktadır. Ağlayan (zırlayan) bebek ve çocuklar buraya getirilir.

KUDÜM BABA: Yeri, Sandıklı’ya su veren su deposunun üst tarafındadır. Yatanın Anadolu’nun fethi sırasında şehit düşmüş bir eren olduğu söylenmektedir.

BABA KUZUSU : Yeri, Kudüm’ün biraz ilerisinde üst taraftadır. Yatanın, Anadolu’nun Türkleştirilmesi için gelen binlerce veliden biridir. Bu yatırın bulunduğu yerde Kanuni Sultan Süleyman’ın otağ kurduğu ve ordunun savaşa gider iken Soğulmaz Harmanı denilen yerde konakladığı rivayet edilmektedir.

ÇORHİSAR DEDE : Yeri, Hüdai Kaplıcaları ile Sandıklı’ya bağlı Koçhisar Köyü arasında geniş bir harman yeri içerisindedir. Burada yatanın, Şuhut İlçesine bağlı Mahmut Köyündeki türbede yatan kişi ile kardeş olduğu söylenmektedir.

MÜRVET DEDE : Yeri, Belediye Parkının P.T.T. Müdürlüğüne doğru olan kapısı üzerindedir. Yanında üç ayrı kabirin daha olduğu ve tümünün, çeşitli istimlakler sırasında ortadan kaldırıldığı söylenmektedir.

GÖKSU DEDE : Yeri, Sandıklı’ya bağlı Bekteş Köyü ile Dutağaç Köyünü birbirine bağlayan ve Göksu Dede Çeşmesi adı ile anılan çeşmenin yanındadır.

UYUŞAK DEDE : Yeri, Sandıklı’ya bağlı Karacaören Köyünün girişindedir.

NURETTİN SULTAN TÜRBESİ : Yeri, Muradım Camii avlusundadır. Leblebicilerin piri olduğu bilinmektedir. Türbe ilk yapılıştaki halini korumuştur.

ŞEYH HAMZA TÜRBESİ : Yeri, Muradım Camii yanındaki Nurettin Türbesi içerisindedir. Horasan erenlerinden olduğu ve Yunus Emre’ye hayranlığından dolayı hakkında şiirler yazdığı bir zattır. Musa Halife, Şemsettin Halife, Abdullah Halife de aynı türbede medfundur.

TEKKE ODASI : Yeri, Hacı Osman Çeşmesinin ilerisinde Sandıklı’ya bağlı Karacaören Köyü yolu üzerindedir. Ali El Rumi diye de anılır. Bahçesinde mezarlıklar bulunmaktadır. Halen mahalle sakinleri tarafından mescit oda olarak kullanılmaktadır. Odada bulunan yatırın kime ait olduğu bilinmemektedir.

SALTUK BABA: Saltuk köyünde metfundur.

MENTEŞ BABA: Menteş Kasabasında metfundur. Bedri Noyan, kendisine yurt verilmesi üzerine burada yaşadığını ve hakkında başka bilgi bulunmayan "Bektaşi azizlerinden birisi" olduğunu iddia etmektedir.

YUSUF DEDE: İlçemiz Sandıklıya bağlı Akin köyündedir. Yunus Emre, Sarı Selçuk ve Koçgazi Dede ile çağdaş bir Alperendir.

ŞEYH YAHŞİ: Mevlevi olup ilçemiz Şeyh Yahşi köyünde medfundur.

KARKIN BABA: Alamescid köyünde medfundur. Birde ilçemiz Karkın köyünde olduğu rivayet edilmektedir.

KOÇGAZİ DEDE: ilçemiz Koç Gazi köyünde medfundur. Yunus Emre, Sarı Selçuk ve Akin'de medfun olan Yusuf Dedeyle çağdaştır.

YUSUF DEDE: Akharım Kasabasında medfundur.

ABBASİ DEDE:İlçemiz Ballık Kasabasında Ballık dağında medfundur.

OKTUR BABA: Menteş dağında medfundur.

AĞIL ERİ BABA: Menteş dağında medfundur.

KARACA AHMED DEDE: Çorhisar köyünde medfundur.

KADINCIK ANA: Ballık Kasabasında Ballıkbaşı Pınarı yanında medfundur.

KARADAYI-ZADE İBRAHİM EFENDİ:Yalıncak Medresesi müderrislerindendir.

ÇAKALOZ-ZADE MUSTAFA EFENDİ: Yalıncak Medresesi müderrislerinden olup Sandıklı'ya pek çok eserler yaptırmıştır. Başlıca bunlar; Barbaros İlkokulu Binası, Çakaloz-zade çeşmesi.Çayköy yakınlarında yine kendi ismini taşıyan bir köprü ve kuyu tespit edilebilenlerdendir.

ŞEYH HASAN HAMDİ EFENDİ: Yalıncak Medresesi müderrislerinden olup Sandıklı'da müftülük yapmıştır. 1904 senesinde vefat etmiştir.

ŞAHİN-ZADE MEHMED EFENDİ: Yalıncak Medresesi Müderrislerinden olup 1 Nisan 1934 tarihınde ilçemiz Sandıklı'da vefat etmiştir.

MEHMET EMİN EFENDİ: Şeyh Hasan Hamdi Efendi gibi Sandıklı Müftülerinden olup 1931 senesi sonunda bu görevde iken vefat etmiştir

AHMET MUHTAR EFENDİ: 1906 senesinde icazet almış 1910 senesinde Sandıklı kazasına vaiz tayin edilmiş, babası Müftü Mehmet Emin efendinin ölümü üzerine yerine 1931 senesinde Sandıklı müftüsü olarak atanmış vefatına kadarda bu vazifesini sürdürmüştür,

İBİŞ-ZADE HACI AHMED EFENDİ: Hadim Medresesi ilk müderrislerindendir.

Keskin-zade Hacı Ahmed Efendi: Hadim medresesi ikinci müderrisidir.

SÜLEK-ZADE SÜLEYMAN EFENDİ: Uşak'ta icazet aldıktan sonra memleketi Sandıklı'ya gelerek adına ait bir medrese kurmuş ve ilk müderrisi olmuştur.

AKSEKİLİ MEHMED EFENDİ: Sülek-zade medresesinde ulum ameliye ve seniyye ile meşgul olmuş ve 1943 senesinde vefat etmiştir.

CARANCI ALİ EFENDİ: Carancı medresesinin hem banisi hemde ilk müderrisidir.

ECİT-ZADE MEHMED EFENDİ:Carancı Medresesi müderrislerinden olup, daha önce Hamamönü camisinde imamlık yapmıştır.

ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Osmanlı döneminde sandıklıya bağlı köyler
Öğr.Gör.Necmi Özdemir 2015-03-04 15:34:26
Osmanlı döneminde sandıklıya bağlı köylerin isim listelerini olsun sayfanızda açıklamanızda fayda görüyorum. Sandıklı ile ilgili kitaplarınızı aldım. Fakat osmanlı dönemindeki köylerle ilgili hiç bir bilgi yok.Arşivlerden alıp yayınlarsanız sayfanızda sevinirim. selam ve saygılarımla
Öğr.Gör.Necmi Özdemir
Toplam 1 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Sandıklı haberleri
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
AFYONKARAHİSAR ismi AFYON olarak değiştirilsin mi?
Değişmesin
% 39.68
Değişsin
% 58.04
Kararsızım
% 2.269
 
Sandıklı Haber Sitesi
© Copyright 2013 sandikli.Com. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
haber
haber
Spor
Canlı Maç İzle