|
Yirminin üzerinde sarraf ve kuyumcunun bulunduğu ilçemizde altına halk arasında "Sarı" denir. Sandıklı, 18. ve 19. yüzyıllarda büyük bir ticaret merkeziydi. O dönemde ilçemiz, 5 hanı olan ve birçok el sanatının revaçta olduğu, çevrenin alışveriş merkezi konumunda olan bir yerleşim yeriydi. Sandıklı'da üretilen mallar çevrenin de ihtiyacını karşılamaktaydı. 1808 yılına geldiğimizde akçelerle alışverişin zorluğundan dolayı Osmanlı'da İstanbul dışında hiçbir yerin adıyla basılmamış olan altınlar, padişah II. Mahmut'un emriyle Sandıklı adına bastırılmıştır. Üç çeşit olan bu altınlar; Sandıklı, ½ Sandıklı, Çifte Sandıklı Altını adıyla bastırılmıştır. Günümüze kadar bu altınların küçükleri alın altını olarak kadınlarımızın başlarını süslemiş, büyükleri ise düğün ve sünnetlerde hediye olarak kullanılmıştır. Sandıklı Altını, tüm kuyumcuların günlük fiyat listelerinde adı geçmekte, halen günümüzde altın borsasında işlem görmektedir. |